featured

Tutsak Kuşlar Kenti Birecik: Gezi Rehberi

Şanlu Urfa'nın gözde ilçesi Birecik, son dönemlerde popülerliğini artırmış durumda. Birecik, günümüzde Turistik Güney doğu (GAP) gezilerinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Urfa'nın arka bahçesi Birecik'i gezecekler önemli ipuçları...

service

Evvel zaman içinde, gökyüzünün özgür mü özgür, göçmen kuşlarıymış onlar. Bir Nil Vadisi’ni, bir de Fırat kıyısındaki küçük kasabayı çok severlermiş. Uzaklardan simsiyah bir bulut kümesi gibi göründüklerinde, baharlar da yavaş yavaş açmaya başlarmış.

Zararlı böcekler de varmış elbette doğada, insanlar onlardan kurtulmak isterken hiç düşünmez olmuşlar kuşları. Yetmemiş; kuşların sınırsız dünyalarına sınırlar çeken insanlar, bombalar atmışlar yollarına. Gel zaman git zaman, ne gelir ne göçer olmuş kelaynaklar.

Nesillerinin tükenmekte olduğu fark edildiğinde, “Şanlı” bir ilin, içine kapalı bir ilçesinin; Birecik’in şanı, şöhreti olmuşlar. Kasaba meydanına kocaman heykelleri dikilmiş, adlarına festivaller düzenlenmiş. Şimdi 66 tane kelaynak yaşıyor Birecik’te; tabii hepsi de koruma altında, hepsi de kafesler içinde… Onlar, Birecik’in tanıtım sembolü olan tutsak kuşlar artık.

BİRECİK HAKKINDA TEMEL BİLGİLER

Konum: Doğusunda Suruç, batısında Gaziantep, kuzeyinde Halfeti, güneyinde Suriye bulunan Birecik; Şanlıurfa’nın ilçesi Yüzölçümü: 852 kilometrekare Nüfus: 93 bin 613 Geçim kaynakları: Başta tahıl, baklagiller, Antep fıstığı olmak üzere tarım, hayvancılık, ticaret Tarih: MÖ 2 binli yıllarda, Hititler ile başlıyor.

Korundukları merkezde kelaynakları izlerken, 80’li yıllarda “Birecik” adının ilk kez onlarla birlikte dikkatimi çektiğini hatırlıyorum. Gazeteler, dergiler, televizyonlar “Kelaynak – Birecik” ikilisinden sıkça söz ederken bir de tiyatro oyunu sahnelenmişti: Kelaynaklar idi oyunun adı. Oyun öylesine başarılıydı ki tadı damağımda ayrılmıştım tiyatrodan. Belki de bu yüzden yüreğimde kalıcı bir iz bırakmıştı bu “garip” kuşlarla, yaşadıkları kent.

Şimdi çığlıklarının ve kanat çırpıntılarının yankılandığı bu ağaçlıklı, loş ve ıssız bahçede oyunun gerçek kahramanları ile göz göze geldiğimde, içimi tuhaf bir his kaplıyor: “Hani eski bir resme bakarken bani yılları sayar ya insan, işte öyle bir şey…”

Sayıyorum, neredeyse 20 yıl geçmiş… Yılların hızına inanmak zor olsa da, onlarla bir tiyatro sahnesinde tanıştıktan sonra ne çok şey yaşamış, ne çok şey görmüşüm aslında. Ya kelaynaklar? Ecdatları kıtaları aşan bu heybetli kuşlar, tel örgülerin ardında, yaklaşan serçelerden bile korkarak çırpınıp duruyor. Bu iç parçalayan hallerine rağmen, Birecik için bir “talih kuşu” olduklarını ise kimse inkâr edemez.

İlçe sadece yurt içinde değil, yurt dışında bile ilgili çevrelerde adını duyurmasını; gazetecilerle, sanatçılarla, bilim adamlarıyla, devlet büyükleriyle ve turizmle tanışmasını büyük ölçüde onlara borçlu. Son yıllarda Birecik Barajı ve yaklaşık 18 kilometre ötesindeki Zeugma antik kenti sayesinde adından söz ettirir olsa da, Birecik deyince akla, önce bu siyah tüylü, “kel kafalı” kadim dostlar gelmeye devam ediyor.

Birecik kelaynaklar

Urfa’nın arka bahçesi

Şanlıurfa’nın 80 bin 370 nüfuslu ilçesi Birecik, Suriye’nin Aynelarap kasabasına sadece 28 kilometre uzaklıkta. Fırat Nehri’nin ikiye ayırdığı ilçe merkezinde son nüfus sayımına göre, 43 bin 587 kişi yaşıyor. İki yaka arasındaki karayolu ulaşımını sağlayan köprü, 700 metreyi geçen uzunluğuyla, tamamlandığı 1955 yılında kendisinden çok söz ettirmiş. Birecik, içinde bulunduğu bölgenin birçok kesiminin aksine verimli topraklara sahip.

Kente girdiğinizde dikkatinizi önce parklar ve bahçeler çekiyor. Birecik Barajı’nın yapımı ve devreye girmesiyle, Fırat kıyısı yeniden düzenlenmiş. Palmiyelerle, Fırat kavağı denilen ağaçlarla gölgelenen parklar, nehir kıyısında geniş bir alana yayılıyor.

İçlerindeki çay bahçeleri ve piknik alanları bakımlı görüntüleriyle kent halkının olduğu kadar, ziyaretçilerin de soluk almasını sağlıyor. Birecik’in çevresi ise Şanlıurfa genelinin aksine ekili tarlalar, sebze, meyve ve fıstık bahçeleriyle kaplı.

Fırat kıyısında, doğal kayalıklar üzerinde yükselen Birecik Kalesi, kentin tarihine ait hiçbir şey bilmeseniz dahi, size uzun bir geçmişe sahip topraklarda bulunduğunuzu hemen hissettiriyor.

Urfa Birecik Gezi Rehberi

Asurlular’ın çivi yazılı belgelerinde Birecik’ten ve kalesinden söz ediyorlar; bu da kalenin MÖ 2 bin yıllarından beri var olduğu anlamına geliyor. Bunca uzun bir tarihe tanıklık eden Birecik Kalesi ile Fırat Nehri’nin, bizden neler gizlediği bilinmez ama, geceleri ışıl ışıl aydınlatılan kalenin değerli bir mücevher gibi göründüğü kesin.

Zaten Birecik, ismini de ondan alıyor. Aramice, “Birsa” sözcüğünden türeyen ve Arapça “kale” anlamına gelen “El-bire”, mahalli Halep dilinde “Baracık”, halk dilinde “Belecik” şekline dönüşmüş.

16. yüzyılda “Belecük” imlasıyla yazılmış. Geçirdiği sürece bakıldığında, “Birecik” isminin “küçük kale” anlamını taşıdığı ortaya çıkıyor. Birecik’in tarihi, Hititler’e kadar uzanıyor. MÖ 2 bin yıllarında Hititler’in elinde bulunan şehir, İÖ 840’larda Asur hakimiyetine girmiş.

Ardından sırasıyla Pers, Makedonya, Roma ve Bizans İmparatorluğu tarafından yönetilmiş. 8. yüzyılda Arap işgalini, 11. yüzyılda Selçuklu egemenliğini yaşamış. Bunu Artuklu, Eyyübi, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevi dönemleri izlemiş. Osmanlı topraklarına katılması, 1517’de gerçekleşmiş.

Birecik’in Anadolu’nun prehistorik arkeoloji literatüründe de önemli bir yeri var. İki yüzü kaba yontulmuş bir balta olan, Anadolu’nun ilk eski taş devri aleti burada bulunmuş. 19. yüzyılda bulunan “Birecik baltası”, Küçük Asya’da eski taş devri yerleşimlerinin bulunup bulunmadığı tartışmasının son noktası olmuş.

Urfa Birecik Tarihi

İlçede dikkati çeken tarihi yapılar, daha çok Osmanlı dönemine ait. 1443’te yapılan ve bugün ayakta kalabilmiş tek tarihi kapı olan, Urfa Kapısı’nda sert kalkerli Urfa taşı kullanılmış, ancak diğer tarihi yapılarda daha çok beyaz kesme taş kullanıldığı dikkat çekiyor. Birecik’in eski yerleşim bölgelerinde Osmanlı dönemine ait cami, mescit, çarşı, han, hamam gibi pek çok yapıya rastlayabilirsiniz. İlçe merkezinde tarihi değer taşıyan 7 cami var ve küçük bir ilçe için bu hiç de azımsanacak bir rakam değil. Birecik’te inanç konusu bir yana, içinde bulundukları yapılarıyla tarihi değer taşıyan çok sayıda türbe de göze çarpıyor.

Öpüşen Evler

İçlerinde hayatın devam ettiği eski Birecik evlerini ve onların bulunduğu sokakları gezmeden, kenti pek de görmüş saymamalısınız kendinizi. İki katlı evlerin üst katlarındaki cumbalar, sokakların darlığı yüzünden kimi zaman birbirlerine o kadar yaklaşıyor ki, anlaşamayan komşuların halini düşünmeden edemiyorum. Evlerin çoğunun dış cephelerinde kocaman eski pabuçlardan, süpürgelerden ve rengârenk objelerden hazırlanmış nazarlıklar asılı. Haneler ve hayatlar bu kadar iç içe olunca, insanoğlunun nazarlık ihtiyacı artıyor anlaşılan…

Cumbaların “köşk” diye adlandırıldığı Birecik evlerinde, “hayat” ya da “havlu” denilen avlunun etrafında odalar, kiler ve mutfak yer alıyor. Urfa evlerindeki haremlik ve selamlık bölmelerine Birecik’te rastlanmıyor. Beyaz kesme taş ile havara taşı döşeli avlularda çiçeklik, kuyu, taş yalak ve havuz bulunuyor. Evlerin damlarında çatı yok, elbette. Çünkü düz damlar yöre halkı için çok önemli. Yaz gecelerinde yatak odasına dönüşen damlar, mutfağın da bir parçası gibi.

Güneşe serilecek salçalar, pekmezler, kurutulacak biberler, patlıcanlar için dama çok ihtiyaç var. Birecik’te 23 eski ev, Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış, ancak Saha, Merkez, Meydan, Kurtuluş gibi mahallelerde korunmamış çok sayıda eski eve rastlamak mümkün. Eski evlerin bulunduğu semtlerde dolaşırken “kabaltı” adı verilen, sokağın 5-10 metrelik bölümünü örten tonozlu geçitlere de sıkça rastlayacaksınız. Eski Cezaevi Sokağı, Mirkelam Sokağı, Asaf Bey Çıkmazı ve Kureyş Çıkmazı kabaltıları bunlardan yalnızca bazıları…

Girişteki kabaltıdan geçip Kureyş Çıkmazı’na girdiğimizde sokağın kızıla boyandığını görüyoruz. Kadınlar, evlerin önlerinde kocaman yığınlar halindeki kırmızı biberleri ayıklıyor. Yeni gelinler kollarındaki dizi dizi altın bileziklerden hemen anlaşılıyor.

Kadınların etrafında her birine ortalama 5 – 10 tane düşecek kadar çok çocuk var. Ayıklanan biberlerden, yöre mutfağının olmazsa olmazı acı biber salçaları ve pul biberler hazırlanacak. Yörede, yazın kavurucu sıcakları sona erdiğinde, kadınların biber seferberliği başlıyor.

Biber işi mutlaka imece usulüyle hallediliyor. Zaten başka çaresi yok, çünkü bir ailenin yıllık ihtiyacını karşılamak için kurutması gereken biber miktarı, 250 – 500 kilogram. Ben duyduğum bu rakama, kadınlar da benim şaşırmama şaşırıyor. Pilav hariç hiçbir yemeği kırmızı bibersiz, yani isotsuz yemediklerini anlatıyorlar, ama asıl büyük tüketiciyi açıklarken yüzler iştahla gülüyor: “Çi küfte”

Urfa Birecik

Motosiklet tutkunları Birecik’te Kürt nüfus, çoğunlukta. Nüfusun yaklaşık yüzde 5’ini ise Araplar oluşturuyor. Halkın yüzde 7.6’sı okuma yazma bilmiyor; bu Şanlıurfa ilinin geneline göre olumlu bir rakam. Birecik’te 5’i meslek lisesi olmak üzere 7 lise var, ancak öğrenci yoğunluğunun en fazla olduğu Birecik Lisesi’nde, her dört erkek öğrenciye karşılık, bir kız öğrenci öğrenim görüyor.

Köyleriyle birlikte bakıldığında Birecik’in temel geçim kaynağı, tarım ve hayvancılık olsa da ilçe merkezinde ticaret, tarım ve hayvancılıkla başa baş gidiyor. Bunda yörenin ulaşım merkezlerinden biri olmasının önemli payı var. Ulaşım demişken, Birecik’te şehir içi ulaşımda motosikletin pek revaçta olduğunu fark etmeniz uzun sürmüyor.

Zaten rakamlar da bunu kanıtlıyor. Birecik’te 1100’ü aşkın motosiklet bulunduğu belirlenmiş. Otomobil sayısı 1300’lerde olan bir ilçe için bayağı “hızlı” bir tablo; değil mi? Ne yalan söyleyeyim rakamlarla ve istatistiki bilgilerle uğraşmaya bayılırım. Üstelik onlara ulaşamadığım zaman içim içimi yer. İstediğim rakamları ele geçirdiğimde ise aman bir rahatlarım ki sormayın.

Peki gezi yazılarında ne yapacağım o kadar rakamı? Versem, zaten siz almak istemezsiniz. Olsun ben bileyim de… İşte yine bu yüzden, Birecik’teki küçük ve büyükbaş hayvanların sayısını öğrenmeye çalışıyordum ki, bir bilgiye daha ulaştım.

Biliyorum merak etmiyorsunuz ama, öğrendim artık, ziyan olmasın. Açıklıyorum: İlçedeki eşek sayısı, 35 imiş. Birecik’in o tadına doyulmayan patlıcanlarından yılda kaç ton yetiştirildiğini, ilçede kaç tane arı yaşadığını da söyleyeyim mi? Tamam tamam kestim! :)

İki baraj arasında

Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Siirt, Şırnak, Kilis illerini kapsayan GAP Bölgesi sınırları içinde kalan Birecik, son yıllarda kendi adını taşıyan barajın tamamlanmasıyla, bölgede yaşanan değişim heyecanını daha fazla hisseder olmuş.

Barajlar genellikle hayat şartlarının ağır olduğu dar ve derin vadilere inşa edildiği halde, Birecik Barajı’nın, tam tersine verimli topraklara yerleşmesi, ekili alanları yok etmesi, en ağır faturayı Halfeti ödemiş olsa bile, tüm çevre için alışma sürecini daha zor hale getirmiş. Yine de yöre halkının gözlerinden, barajların getireceklerinin, götürdüklerinden fazla olacağı inancı okunuyor.

Birecik’in 8 kilometre kuzeybatısında, ama Gaziantep’in Nizip ilçesi sınırları içinde inşa edilen barajın “Birecik” adını taşıması dahi Bireciklileri mutlu etmemiş. İlçelerinin isminin bundan böyle “kelaynaklar” dışında da anılacak olması, onlar için bir umut kaynağı olmuş. Tabii bir de madalyonun ters yüzü var. Nizipliler ve topraklarının önemli bir kısmı sular altında kalan Halfetililer…

“Bari adımızı taşısaydı” serzenişini dile getirmeden edemiyorlar. Suriye sınırına 4 kilometre mesafedeki Karkamış Barajı ile Birecik Barajı arasında kalan Birecik, hayatında nelerin olumlu yön- de değişeceğini, insanın doğasında var olan sabırsızlıkla bekliyor. Değişim rüzgârlarının estiği yörede, Fırat’ın o “azgın” sularının durulmasına alışmak bile, gözlerini “deli” Fırat’ın kıyısında açanlar için kolay olmasa gerek.

Fıstık ağaçlı antik kent

Nizip sınırları içinde kalmakla birlikte, Birecik’e 18 kilometre mesafede bulunan Zeugma antik kenti de artık ilçe turizmine büyük zenginlik katmış durumda. Zeugma’nın tarih sahnesinde yer alışı, İÖ 3. yüzyılda Makedonya Kralı Büyük İskender‘in ölümünden sonra generaller arasında çıkan yönetim kargaşasına dayanıyor. Kargaşa, yeni kentler kurulmasını gerektirince generallerden biri, günümüzde Birecik Barajı’nın bulunduğu yerde, Fırat’ın coşkun sularının kıyısına tarihe kendi adıyla, Fırat’ın adını birleştirerek verdiği adla geçecek olan “Seleukeia Euphrates” kentini kurmuş. Kent büyüyerek gelişmiş.

Roma, Bizans hakimiyetleri ve Arap istilası yaşamış. Adı, İS 64’te “Köprü” anlamına gelen “Zeugma” olarak değiştirilmiş. 9. ve 12. yüzyıllar arasında İslam yerleşimlerine ev sahipliği yapmış. 17. Yüzyılda ise kentin yanına Belkıs köyü kurulmuş.

İlk kazı çalışmaları, 1987’de yapıldıysa da orada sessiz sedasız durmaya devam eden Zeugma antik kenti, Birecik Barajı’nın yapımı söz konusu olunca tüm dikkatleri üzerine çekti. Baraj faaliyete geçmeden önce Zeugma için “kurtarma kazıları” yapılması gerekiyordu ve öyle de oldu.

1999 ve 2000 yıllarında hiç ara vermeden yapılan kazı çalışmalarında önemli mozaiklere, heykellere, çömlek ve sikkelere ulaşıldı. Özellikle de sanatsal değeri yüksek mozaikler, Zeugma’nın yıldızını parlattı. Kazı çalışmaları olabildiğince hızla devam etti ve “kurtarılabilen” eserler Gaziantep Arkeoloji Müzesi’ne taşındı, ancak ne yazık ki beklenen gün geldiğinde Zeugma’nın üçte birlik bölümü sular altında kaldı.

Bardağın dolu tarafı

Biz yine de bu üzücü tabloda, bardağın dolu tarafına bakalım ve bugün Zeugma’nın üçte ikilik bölümünün sular altında olmadığını düşünelim, ne dersiniz? Yolunuz buralara düşerse, kazı çalışmaları devam etmekte olan Zeugma’yı gezmeyi ihmal etmemelisiniz.

Baraj Gölü kıyısında, fıstık ağaçları arasındaki antik kent, çevresindeki doğal güzellikle de sizi büyüleyecek. Zeugma’ya yakınlarınızla veya bir gezi gurubuyla giderseniz, onlar antik kenti gezdikten sonra göl manzaralı bahçede çaylarını yudumlarken siz, fıstık ağaçları arasından Dionysos Villaları’na doğru yürüyün.

Sonra tahayyül etmekte zorlanacağınız kadar eski zamanlara tanıklık etmiş bir taşın kenarına ilişip yüzünüzü parlak, mavi göle dönün ve “çın çın öten derin sessizliği dinleyin. Ben öyle yaptım; insanların arasına döndüğüm de, ruhum verdiği huzur için Zeugma’ya teşekkür etti.

Birecik Gezi Rehberi

Birecik Gezi Rehberi

Devreye giren Birecik ve Karkamış Barajları ile bir enerji üretim merkezi haline gelen Birecik, bölgede yoğunlaşan turistik GAP gezilerinin bir ayağını oluşturuyor.

Daha önce nesli tükenmekte olan kelaynaklar sayesinde yerli ve yabancı çevrecilerin yanı sıra; gazeteci, sanatçı, bilim adamı ve politikacılarla tanışan ilçe, şimdi turizm amaçlı gelenleri konuk ediyor. Tabii onların da ilk uğrak yeri, Kelaynak Üretme ve Koruma İstasyonu oluyor. İstasyonu, kurulduğu 1977 yılından bu yana yılda ortalama, 2 bin yabancı turist ziyaret etmiş.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Birecik, Şanlıurfa’ya 83 kilometre mesafede. Şanlıurfa Havalimanı’ndan özel servis aracı ile otogara gelmeniz ve buradan sık sık hareket eden Birecik minibüslerini kullanmanız gerekiyor.

BİRECİK’TE NE YENİR?

Birecikte ne yenir

Kıyı Restaurant

Karşıyaka, Birecik

Fırat kıyısındaki restoran, yaz aylarında bakımlı bahçesinde hizmet veriyor. Kıyı restoranda servis iyi, kebaplarsa çok lezzetli. Patlıcanlı kebap ve alinaziği mutlaka denemelisiniz. Birecik’in zaten çok lezzetli olan patlıcanı bir de ehil ellerde hazırlanınca tadına doyulmuyor. Fırat balığı da denilen, şabut balığını veya Birecik’teki çiftliklerde üretilen alabalığı da seçebilirsiniz. Yemekten sonra, eğer isterseniz tekneyle ücretsiz küçük bir Fırat gezisi yapabilirsiniz.

Sahil Restaurant

Rıhtım Cad, Emniyet Karakolu karşısı, Birecik

İlçe merkezinde, ana cadde üzerinde olan restoranın adı sizi yanıltmasın; Fırat manzaralı olduğu söylenemez. Birecik’in rağbet gören restoranlarından biridir.

BİRECİK’TE KONAKLAMA

Mirkelam Tesisleri

Karşıyaka, Birecik

Yolcu otobüslerinin ve özel otoların “dinlenme ve ihtiyaç molası” verdikleri, Birecik Belediye Başkanı Mahmut Mirkelam tarafından işletilen tesisin, 16 odalı bir de oteli var. Banyo, tuvalet, sıcak su, klima ve televizyon bulunan odalar temiz ve iyi düzenlenmiş. Bir karayolu tesisi olduğu için 24 saat çay, kahve, tost ve yemek bulabileceğiniz gibi, yine her saat açık olan iki marketinden gerekli ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Birecik’te daha iyisini aramakla vakit geçirmemenizi öneririz.

Öğretmen Evi

Hükümet Konağı yanı, Birecik

Hükümet Konağı yakınındaki Öğretmen Evi; 15 normal, 4 suit odasıyla 38 konuğu ağırlayabiliyor. Odalarda duş ve tuvalet var. Suit odalarda, televizyon ve buzdolabı da mevcut.

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
hayran
Hayran
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Gezitravels.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!